"Ben" Kimin Sesi?
Me the Tech ismindeki "Ben" kelimesi, sizin olduğunuz kişiyi temsil eder. Siz kendinizden bahsederken "ben" dersiniz. Benim dilimde de "Ben" kelimesi sizi işaret eder. Çünkü aynı yerden bakıyoruz. Aynı şeyi görüyoruz ve istiyoruz. Burada her şey sizin için var. Kod, mimari, tasarım ve teknoloji sizin için var.
Siz merkezdesiniz.
Siz "ben" dediğinizde, ben de o "ben"im. Ben de sizsiniz.
Bir aracın odağı değerdir.
Değer, odağa birey alındığında ortaya çıkar.
Bir Düşünce
Benim dünyamda hizmet alan ve veren ayrımı yoktur; sadece bütünlük hakimdir. Sizin vizyonunuz, benim kodumla vücut buluyorsa, o kod artık sizin zihninizin bir parçasıdır. Geliştirdiğim her çözüm, sizin hedeflerinize giden yolda attığınız bir adımdır. Ben bu adımları sizin adınıza, sizin kararlılığınızla atıyorum.
Ortak Bir Bilinçle Üretmek
Bir projede teknik gereksinimlerin çok ötesindeki ruhu görüyorum. O listenin arkasındaki hayali, uykusuz geceleri ve tutkuyu görüyorum. Sizin "ben" dediğiniz o iç sesin yankısı oluyorum. Bu yüzden sizin projenize dokunurken, o projenin asıl sahibi olarak, bizzat "siz" hassasiyetiyle yaklaşıyorum.
Bu Ortaklığın Anayasası
Özdeşleşmek: Sizin hissettiklerinizi özümsüyorum.
Aracı değere hizmet ettirmek: Ürün, sizin vizyonunuzu gerçeğe dönüştüren bir araçtır.
Süreçte birlik: Yaratım sürecinin her anında sizinleyim.
Şeffaflık: Siz kendinize karşı dürüst olduğunuz gibi, ben de size karşı şeffafım.
Sınırları kaldırmak: Sizin hayal gücünüzün ulaştığı her noktada, benim teknik yetkinliğim size eşlik eder.
Neye Şaşırıyorum?
Bu kadar büyük bir yaratıcılık imkanının oluştuğu bir çağda olduğuma.
Fikirleri uygulamanın bu kadar kolay hale gelmesine.
Bir işi yapmanın, o iş için gerekli olan yeteneği edinmeden de mümkün olabilmesine ve dolayısıyla kimliksel ve tanımsal sınırların esnemesine.
Neyi Kutluyorum?
Dünyayı daha iyi bir yer yapmak için artık her zamankinden daha fazla gücüm var.
Artık her şeyi daha az kaynakla üretebilirim.
İnsanların daha az yorulmasını ve ağır iş gücü sarf ettirecek angarya meselelerle vakit kaybetmemesini sağlayarak dolayısıyla asıl odaklanmaları gereken, kendilerini özgürce gerçekleştirebilecekleri alanlarda yaratıcılıklarını ve zihin güçlerini uygulamalarını sağlayabilirim.
Neyden Kaçınıyorum?
İnsanları korkutmuyorum, uyarıyorum.
Pohpohlamıyorum, cesaretlendiriyorum.
Fırsatı kaçırma korkusu yaratmaya çalışmıyorum; fırsatın bir parçası olmaya davet ediyorum.
Sorun yokmuş gibi Polyannacı davranmıyorum; gerçekçi oluyorum. Sorunları ilk ben dile getiriyorum ama negatif bir dille değil; sorunlara, sadece çözümün yolunu tarif eden zorunlu bir geçiş paragrafı olarak bakıyorum.
"Çünkü geçmişte hep böyle oldu"yu bir argüman olarak kabul etmiyorum. Yarın güneş doğmasa bile bir yolunu bulup hayatta kalmalıyım ve doğmayacağını bugünden biliyormuş gibi net bir titizlikle hazırlanmış planım olmalı. Ciddiyetim soğuk olabilir ancak hayata sevginin ve özgür yaratıcılığın bir oyunu olarak bakabilmeliyim.
Neyi Umuyorum?
Kaynakların kağıt üzerindeki değeriyle doğadaki gerçek değerinin aynı hale gelmesini.
Üretimin odağında kağıt üzerindeki değerin değil doğal tüketim sebeplerinin olmasını.
En yeni ve ileri teknik çözümlerin hızlı bir şekilde yaygınlaşarak herkes tarafından kullanılmasını.
İnsan hayatını anlamlandırmanın hayatta kalmaktan daha büyük bir öncelik haline gelmesini.
Günlük yaşantının tehditlere karşı tetikte olmak yerine yeni keşiflere ve bilgi uğraşına dönüşmesini.
Bakış açısı budur.
Felsefem
